IAA Hannover 2026, ticari taşıt endüstrisi için bir fuar, endüstriyel etkinlik, iş bağlantıları, satış ve pazarlama amacı taşıyan bir organizasyon olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Bu endüstriyel buluşma, 2026 yılında dünyanın farklı ülkelerinin ve ekonomilerinin, ülkeler ve kıtalar arasındaki iş bölümünün ve güç merkezlerinin ortaya çıktığı önemli bir platform olma özelliği taşıyor.
“We Deliver – Biz Sunuyoruz” parolasıyla katılımcı ve ziyaretçilerini çağıran IAA, dünyaya taşıma ve taşımacılık endüstrisinin, özellikle de karayolu taşımacılığının hayat için önemini ortaya koyuyor.
Fuar, katılımcı ve ziyaretçi sayısı açısından ev sahibi Almanya’nın, Avrupa’nın ve hatta dünya ticari taşıt endüstrisinin merkezi konumunu da gösteriyor. Almanya en fazla firma ile katılırken, yaklaşık 400 firma ile Çin sıralamada ikinci durumda. Türkiye, İtalya ve Fransa da katılımcı sayısı yüksek ülkeler arasında yer alıyor.
Otomobil üretimi ve pazarında çok etkili olan Japon firmaları ise ticari taşıt pazarındaki markalarını ve etkilerini, Avrupalı markalarla yaptıkları satış ve ortaklıklarla konumlandırmış durumda. Buna karşılık teknolojik işbirlikleri ve özellikle yeni yakıtlar, hidrojen ve yakıt hücresi teknolojileri alanındaki araştırma ve işbirlikleriyle de etkinliklerini sürdürüyorlar.
Çinli firmalar, ticari taşıt ihracatında 2000’li yıllarda başlayan, özellikle Alman firmalarıyla yapılan işbirliği ve teknoloji transferleriyle güçlenen konumlarını bugün elektrikli ticari araçlar, hidrojen teknolojileri, yazılım, batarya, sistem ve parça üretimi ve kendi ticari taşıt markalarıyla tamamlamış olarak IAA’ya katılıyor.
Hindistan ise daha sessiz ve sakin bir görüntü veriyor. Tata Motors’un IVECO’yu satın alma süreciyle birlikte düşünüldüğünde, Hindistan’ın Avrupa ve küresel düzeyde geniş bir teknoloji, üretim ve pazar ağına sahip olma yönündeki konumu daha da belirginleşiyor. Parça, sistem, mühendislik ve yazılım alanlarında etkili olan Hindistan’ın bu etkisini artırmaya hazırlandığı görülüyor. AB ile Hindistan arasında varılan serbest ticaret anlaşmasının etkileri ve sonuçları ise henüz tam olarak ortaya çıkmış değil.
Alman firmaları ile birlikte İsveç, Fransa, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinin ticari taşıt üreticileri, endüstrinin ve pazarın oluşumunda yeni düzenin de oyun kurucuları olarak kalma birikimine, bağlantılarına ve potansiyeline sahipler. Enerji politikaları ile üretim ve teknoloji politikaları arasındaki bağlantının nasıl kurulacağı, onların gelecekteki konumlarını belirleyecek.
Doğu Avrupa’nın etkili ve hızlı gelişen, ancak gelişimi tarihsel kesintilerle de hatırlanan ülkesi Polonya, özellikle treyler üretimiyle Avrupa ticari taşıt ve lojistik sisteminin bir parçası olduğunu katılımcı firmaları ve ürünleriyle gösteriyor. Bu ürün ve markalar aynı zamanda Polonya ile Türkiye arasındaki benzerlikleri ve rekabeti de ortaya koyuyor. Çek Cumhuriyeti ise köklü mühendislik ve endüstriyel organizasyon geleneğine rağmen, iç pazarının küçüklüğünün etkisiyle önemli ancak görünür olmaktan uzak bir konumda.
Türkiye, 1994’ten itibaren her iki yılda düzenlenen IAA’da, artan katılımcı ve ürün çeşitliliğiyle Avrupa ve dünya ticari taşıt endüstrisi içinde önemli bir konum elde etti. Bu gelişmede iş insanlarının girişimciliği, Avrupa ile Asya ve Afrika’ya yakınlık, mühendislik ve üretim gücü ve ülkenin ulaşım tercihlerinde karayolu taşımacılığının büyüklüğü etkili oldu.
Türkiye, dünya ticari taşıt endüstrisine sistem, yedek parça, kamyon, otobüs, yazılım, mühendislik ve çeşitli çözümlerle katılıyor. Özellikle treyler ve üstyapı üretiminde dikkat çeken üretim adetlerine ve değişen taleplere uyum yeteneğine sahip.
Bu endüstrinin kıymetini bilmek ve sahip olunan üretim gücünü teknoloji, finans, ticaret ve sanayi politikalarıyla bütünleştirmek gerekiyor.
M. VAHİT MAHMATLI
vahit@mayadergi.com






















